Uykusuz Kurbağa hayatının büyük bır bölümünde isteyerek uyumadı, bazen de uyuyamadı. Uyumadığı ya da uyuyamadığı her gecede düşündü. Çok düşündü. "Dünyayı O Kurtar"amazdı ama yine de düşünmekten vaz geçmedi. En azından kendine düşen görevleri düşündü. Kurtarabileceğini kurtarmak adına; ne yapabileceğini düşündü ve Uykusuz oldu. Artık hem Kurbağa hem de Uykusuzdu. .... Şimdi; sırada önemli bir nokta var:Uykusuz bir kurbağa ile insan arasındaki "PEK ÇOK" ortak noktanın arasında ilk göze çarpan; ikisinin de canının tatlı olmasıdır... Yalan mı?? Neden öyle saf saf bakıyorsun?

BAŞLARKEN...

31/10/2009 · Kategori: UYKUSUZ KURBAĞA KİMDİR?

    Uykusuz Kurbağa Kimdir?
    İlk olarak; bir prens değildir; belki prenses olabilir:)
Okumayı, yazmayı, Türkçe'yi candan seven bir canlıdır. Capcanlıdır:) (Candan Erçetin ve Seden Gürel listenin başını çeker)müzik dinlemeye (arabesk hariç); harıl harıl, horul horul, şırıl şırıl ve de fokur fokur düşünmeye pek bayılır. İnsanları tanımak, iyi anlatabilenden fıkra dinlemek, gülmek, katıla katıla gülmek, reklamları seyretmek ve onların "saçma kareleri"ni yakalamak (aslında bunun için çabaya gerek yok, çok bariz oluyor:) ) hobisidir. İlerleyen zamanlarda bu cümle örneklerle uzayacaktır; Duyurulur! :)
    Uykusuz Kurbağa; uykusuzdur. Uykuya hiç doyamaz, çünkü doyana kadar uyumaz.
    Hayata 5 yıl geç başladı; başladığında hayat şartlarına 4-0 yenikti. Hala 5 yıl geride ve 4-0 yenik. Ama, hayatı öyle bir yerinden yakaladı ki; o hayatı bırakmak istese (böyle bir şey asla istemez), hayat onu bırakmaz. Çünkü; Uykusuz Kurbağa'nın kendini tutuşunu sevdi. Hayat, Uykusuz Kurbağa'ya tam 4,5 yıldır torpil geçiyor. Uykusuz Kurbağa, hayatın kendisine torpilde bulunmasının yolunu buldu. Bu son cümle eğer merakınızı uyandırmışsa, siteyi arada bir de olsa takip etmeniz önerilir.
    Uykusuz Kurbağa; uykusuz ve düşüncelidir. Ama ufku ve kendi her zaman uyanıktır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

:) Düşünüp Buldum

30/10/2009 · Kategori: DUSUNUP BULDUKLARIM

    Bu başlık altında yazılanlar, alıntı değildir. Hepsi benim "düşünmekten kafayı yiyecek boyuta geldikten sonra" :) dilimden şıp diye dökülen cümlelerdir. Genellikle hikayeleri vardır, ama hiçbirinin hikayesini hatırlayamıyorum.

     Aşağıda sıralanmış olan cümleler, zaman geçtikçe artar konumdadır. Bunu, Sayı Doğrusundaki ard arda doğal sayılar olarak da algılayabilirsiniz. Ancak, eksi (-) yönde mi ya da artı (+) yönde mi oldukları konusunda düşünme özgürlüğüne tabi ki sahipsiniz. ;)

 

 

*Bir zamanlar su savaşı kova kova sularla arkadaşlar arasında yapılırdı. Çok yakın bir zamanda aynı savaş ülkeler arasında bir damla su için yapılacak. 30.10.09

*Sanal ortamda muhabbet ederken içebileceğimiz sanal çaylar icat edilsin!!! Duy beni Bill Gates!!! :))) 07.08.2009

*Bugün şunu anladım ki; benim midem insan olmayı kaldırmıyor. 06.06.2009

 

*Eşinize olan sevginiz ne kadar büyürse, sizi birbirinizin yanında tutan  görünmeyen bağ aynı oranda pamuksulaşır. O bağ, pamuktan bir iptir ve sevginizi arttırdıkça, bir gün onu koparırsınız.   04.07.2008

 

*Unutulmamak, şans değildir. Aralık 2008


*Herkes, payına düşeni çeker. 04.04.2008

 

*Sıfır vardır, ama kendisi bir "varlık" ifade etmez.  29.03.2008

 

*Sayısı "1" olan Alternatif; Mecburiyettir.  28.03.2008

 

*Siz, hiç vagonların birbirini sollamaya çalıştıklarını gördünüz mü?  27.03.2008

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

YAZDIKÇA YAZMAYASIM GELİYOR :)

28/10/2009 · Kategori: ÇALIŞAN EV HANIMI OLMAK

    Ev hanımıyım ama mesai saatlerinde işteyim. Çalışıyor olsam da kendimi ev hanımı gibi hissediyorum. Çünkü ben sadece ev hanımı olmak istiyorum. Fakat günahlarım koyvermiyor:)
    Sevdiğim bir işim var. Postacıyım. Her şey çok eğlenceli... Bazı sinir bozucu anlayışsız vatandaşlar olsa da...
    Hayat benim için mesai bittikten sonra eve döndüğümde başlıyor. Yemek, bulaşık, çamaşır... Ahh bir de kış gelmişse... Hayatı mesai bittikten sonraki zaman olarak düşünürsek, hayatımın %75'i uyuyarak  geçiyor. Ayyy, ne güzel:) Uyumayı bu kadar sevsem de tembbel değilim. Canavar gibiyim :) Herkes canavar gibi olsun :) Yaşamak çok güzeeeel!!!
   -DEVAM EDECEK-

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

ŞİMDİKİ AKLIM OLSA...

29/6/2009 · Kategori: ŞİMDİKİ AKLIM OLSAYDI

    Ben büyüklerimi hep dinledim; annemi, babamı, amcamı, teyzemi, öğretmenlerimi... Can kulağıyla hem de... Hiç zararlı çıkmadım. İnsan ilişkilerinde yaşıtlarımdan hep bir adım önde oldum. Herkesin vakit harcadığı boş meselelere hiç vaktim olmadı. Hiç dedikodu kazanının fokurtularını duymadım; içine de düşüp hiç kaynamadım; Allah'ıma sonsuz şükürler olsun. Bu ve benzeri "pratik"ler için bütün büyüklerime sonsuz şükranlarımı sunarım. Ama bazen, hiçbir büyüğün aklına gelmeyen bazı konular vardır. O konular da muhtemelen hayatının eksik yanları olarak kalır. Eksikliklerini de farkettiğinde, artık çok geç olduğunu anlasın. İşte bu alanda işe yarar bir şey yapmak adına, bu başlığı açıyorum. Beni kmselerin uyarmadığı konularda ben uyaran olacağım.
    Belki geçmiş zaman için artık çok geç ama farkettiklerimi, farkettiğim andan itibaren hayatıma dahil ediyorum. Bunu da işte; paylaşıyorum:

 Şimdiki aklım olsaydı;

} Anaokulu da olmak üzere bütün öğretmenlerimin ve arkadaşlarımın açık adreslerini, ailesi ve kendisi hakkında sahip olduğum bütün bilgileri (okul numaraları da dahil) kaydederdim. Hatta mümkünse birer fotoğraflarını alırdım.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

SIRA SIRA REKLAMLAR

20/6/2009 · Kategori: REKLAMLAR

Televizyon reklamları, bir komedi makinesidir. Ben, filmden, diziden, bilimum bütün televizyon programlarından çok, reklamları seyrederim. Herkes “manyak” gözüyle baksa da ben çok eğleniyorum. Birkaç reklam seyircisiyle karşılaştım, ama benim kadar dikkatlisine hiç rastlamadım. Bu sayfada reklamların dikkatimi çeken karelerini anlatacağım. Bu ayrıntıları göremediğinize şaşıracaksınız. Kimileri saçma-komik, bazıları da benim dikkatimi çeken esprisiz ayrıntılar.

Liste, zamanla uzayacaktır. Güncellemelerden haberdar edileceksiniz:)

 

 

COSLA HALI ŞAMPUANI REKLAMI

Efendime söyleyeyim; bu reklamda adamın biri ev hanımına; halısının çok kirli olduğunu söylüyor. Kadın da "evdeki temizleyicilerle sildiğini ifade ediyor. Buna karşılık yine aynı adam, yerde emekleyen bebeğin beyaz çoraplarının altına bakmasını söylüyor. Kamera bebeğin ayağındaki çorapları çekiyor; çoraplar kirli. Saçmalık zaten o fikrin başında; bebek henüz emekliyor. O çorapları öyle kirletmeyi başarmışsa bile bence farklı bir yöntem bulacak kadar zeki bir bebek o :))

 

DENİZBANK BONUS REKLAMLAR SERİSİNDEN BİRİ

Manken Deniz'in, denizden gelip Beyaz'ın karşısında durduktan sonra karşılıklı konuşma sahnesinde; kamera Deniz'i arkadan gösterirken Deniz elindeki kredi kartını iki parmağıyla tutuyor. Ama ön plandan görüntüde kart, tamamen avucunun içinde.  Dikkat edin, farkedeceksiniz.

 

PAKETLİ SÜT REKLAMI

Derya Baykal'ın oynadığı reklam var ya; orada oğlu Can'ın sütü çok sevdiğini söyleyen kadın Derya Baykal'a hitaben konuşurken; o kadını kamera bir arka profilden alıyor bir de ön plandan. Son zamanlarda pek vermiyorlar ama olur da denk gelirseniz dikkat edin; kamera ön plandan alırken kadının tencereyi tutuşu arka plandan görüntüsünde yok. Her iki durumda da göze batacak şekilde bir farklılık var.

 

BİSKREM REKLAMI

Artık bu reklamı vermiyorlar ama ben bunu söylemeliyim: Bir çok kişi hatırlar. Aynı pembe takım elbiseyi giyen iki kadından birinin ayakkabısının okçesi kırılıyordu. Işıklarda bekleyen diğer kadının yanına topallaya topallaya gidiyordu. Kulağına fısıldarken “ayakkabısının tekini kendisine vermesini teklif ettiğini “ anlıyorduk. Red cevabını alınca da “Bi biskrem versem” sloganıyla ve bir paket biskremle ayakkabıyı almayı başarıyordu. İşte, mesele burada kopuyor. Sağlam okçeli ayakkabısını veren kadın, şağ ayağındaki ayakkabıyı çıkartıyordu. Alan kadın sol ayağına giyiyordu. Keşke o reklamlar yine çıksa da herkes görse.

 

SÜT REKLAMI

Osteoporoz (Kemik Erimesi) hastası olmamak için “Siz de süt için” diyen reklam vardı. Uzun zamandır bu reklamı da göremiyorum. Ama arada br yine veriyorlardır diye düşünüyorum. O reklamda söylenenlerin yazılı olduğu bir tabelanın yerde olduğunu ve bir kadının onu eğilerek okuduğunu biliyoruz. İşte o sahnelerde konuşan sesin “Onlardan biri olmamak ve osteoporoz riskini azaltmak için…” diye devam eden cümleyi söylemeye tam başlarken, ekranda kadının ayakkabıları dikkatimi çekti. Ne kadar şeker ayakkabılardı öyle… Beyaz çift şeritli, lacivert ayakkabılardı. Bulursam alacağım :)

 

PANTENE REKLAMI

Pantene’in çok sayıda reklamı var. İzninizle “Panten” diyeceğim. Reklamı daha yeni yeni görmeye başladığım için, sloganını ve içinde geçen cümleleri şimdi anımsayamayacağım. Reklam şöyle; bir kadın, omuzlarından sarkan saçlarını eviriyor çeviriyor; kırık oldukları için üzülüyor. Üzüldüğünü yüz ifadesinden anlıyoruz. Derken bir süt banyosu geliyor, saçların sütün içinden çıkıyor, mükemmel bir gürünümü oluyor. (Bu arada belirteyim; Panten bütün reklamlarında dümdüz saçları kullanıyor. Kıvırcık, dalgalı vs. yok) Neyse, sadede geleyim: Saçları düzelen kadın tabi mutlu oluyor. İşte meselenin özü: Saçları kırık olan kadın ile reklamın sonunda saçları düzeldiği için mutlu olup gülümseyen kadın, farklı kadınlar. Reklamın başındaki kadın tahminimce Japon (ya da Çin; ayırt edemiyorum ki:) ). Sonradan çıkan kadının, japonlukla alakası yok.

 

MOLFIX REKLAMI 

“Molfiks kukla şovu sunar” diye başlayan reklamlar var ya… Kuklalar hem şarkı söyleyip hem oynuyorlar. Çok da sevimliler. Ama şarkı tam bittiğinde, Molfix pakedi kuklaların önüne, ekranın tam ortasına geldiğinde; kuklalar görünmüyor ya hani… Sonra da dört bir yanından kukla fırlıyor. Dikkat edin, ne kadar korkunç görünüyorlar. Reklamın o karesi çıkacakken mümkünse ekrana bakmıyorum.

 

BİR BEBEK BEZİ REKLAMI DAHA

Hangi marka olduğunu unuttum. Reklamı da artık ekranlarda göremiyorum. Bebeğin biri, havuza giriyordu ve havuzdaki bütün suyu bebek bezi içine çekiyordu. Havuzdaki diğer çocuklar da şaşkın şaşkın bakıyordu. Bu reklamda da saçma olan nokta şuydu: Bebek, havuzun en dibine oturmuyordu, merdivenin ikinci basamağına oturuyordu. Havuzun tâ dibindeki suyu bile nasıl çekiyordu, hiçbir zaman anlayamadım. Bir de bebeğin havuzdan çıkışını gösteriyorlardı; en alt basamaktan çıkmaya başlıyordu. Velhasıl bir çelişkiydi ki sormayın. :) 

 

ARZUM MUTFAK ARAÇLARI REKLAMI

Ramazan Ayı'na özel bir reklam yapmışlar. Bir düdüklü tencere, bir tost makinesi, iki de çaycı var. Bir adam sesi düdüklü tencereye ve çaycıya iftarda ne yapacaklarını soruyor. Onlar da planını söylüyor. Kişileştirme pekişsin diye de kapaklarını oynatarak konuşma efekti veriyorlar. Sonra diğer çaycı ile tost makinesine sahurda ne yapacaklarını soruyor. Tost makinesi önce cevap veriyor. O konuşurken de kapağı yukarı aşağı hareket ediyor. Arkasında duran çaycının demliğinde bu hareketin yansıması görülüyor. Sonra da çaycı konuşuyor. Bu sefer de onun, demliği hareket ediyor. İşte hatlar burada kopuyor. Çünkü demliğin hareket ediyor olmasına rağmen tost makinesinin üstündeki yansıması sabit duruyor. Dikkat edin, aslında gözü tırmalayan bir durum.

 

KOTEX REKLAMI

Reklam, koşu yapan iki kadın ekrandayken şu sözlerle başlıyordu: "Siz de naylon giysiler giydiğinizde terliyor musunuz? Oysa pamuklu giysiler hava aldırdığından cildinizi terletmez."

Naylon giysiler üreten firmalar şikayette bulunmuş olacak ki reklam artık şu sözlerle başlıyor: "Hava aldırmayan giysiler giydiğinizde siz de terliyor musunuz?"

 

ÜLKER HANIMELLER BURME REKLAMI

"O nasıl söz oooğluum. Zaten deveden kuş mu olur..." diye bir şeyler söyledikten sonra anne statüsündeki o kadın sağındaki tabaktan bir burme alıyor. Burmenin altı oğluna bakar şekilde tutuyor. Ama kamera kurabiyeyi tam önden gösterirken bir de bakıyorsunuz kurabiyenin burmesi yön değiştirmiş:)


CALGON REKLAMI

    Birçok reklamı var... İşte onlardan birinde kadın tamirciyi çağırıyor. Orta yaşlı bir bey. Ağzından  şu cümle çıkıyor: "Makinanız bozulur tabi..." ve Calgon'un kullanmaması durumunda bunun olmasının kaçınılmaz olduğunu anlatıyor. Ama o ilk cümleyi öyle bir tonla söylüyor ki; kendini tutmasa kadını dövecek zannedersiniz :)

   

    PRONTO AHŞAP TEMİZLEYİCİ

    Efendim, bu reklamda da şu zekilik yapılmış;

    Evin büyükannesi var ya (Süper babaanne misali) kimsecikler evde yokken yaşıtlarıyla parti veriyor hani, derken telefon çalıyor "Annecim biz geliyoruz." gibilerinden bir haber... Herkesi dışarı atıyor. Ortalık felaket... Hemen Pronto ekrana geliyor. Bir el, bir leğenin içindeki suya bir kapak Pronto koyuyor. Dikkat ediniz; prontonun konduğu kap leğen; plastikten yayvan bir kap. Ama yerleri silen bir sopalı paspas (vileda dediğimiz). O süper babaanne, o paspası, o leğenin neresinde sıkıp süzüp de yerleri sildi, bilmiyorum. :)

 

    ÜLKER METRO

    "Metromu yiyorum Mert, görmüyo musun?" diyor ya hani... Yumruğunu sallıyor. Mert kanatlanmaya bile fırsat bulamadan uçuyor. Duvarın birini yıkıyor. Duvarın yıkılma anında, etrafındaki çatlaklar ile, Merve'ye "ne yaptın" diye sorarken görünen çatlaklar birbirinden  çooooook alakasız.

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »